8 Eylül 2011 Perşembe

Ey çocuk ! Büyüme

Ey çocuk !

Büyüme , Bırak hep aynı anda aksın zaman
Özenme büyümelere...
Tek derdin olsun Fatma teyzenin camını kırdığında yiyeceğin azar
Büyürsen kalbinin cam kırıklarının hesabını veremezsin kendine bile
Tek can acın olsun düştüğünde kanayan dizin
Büyürsen çocuk !
Benliğinde yaşanmışlıklarında canın yanar
Ve bir türlü kabuk bağlayamayan yaraların olur
Hep kanar çocuk !
Sen öldürme çocuk içindeki afacanı
Yaşa gitsin !
Git kır camları,
Bayramlarda birdaha git gittiğin evlere
Şeker almak için belki harçlıkta verirler he çocuk!
Annenin yakarışlarına rağmen deli gibi koş zıpla
Terden sırılsıklam ol !
Bırak çocuk hayallerine kendini
Astronot olmayı iste mesela,
Hergece bak yıldızlara,
Sana gülmelerine rağmen söyle çocuk korkma!
Ruhunu özgür bırak çocuk!
Yaşanmışlıklar zaman kırıntılarıyla gelir alır onu senden..
Özenme büyümelere ...

Ey çocuk ! - s,Sınırlar

Ey çocuk !
Girmesin gönlüne tutsaklar,
Almasın hayat seni girdabına,
Ve dünyan olmasın karanlık
Ve bil bunu çocuk ruhunun sınırları senin içinde ...

ey çocuk !

Ey çocuk!
Kirlenmesin ruhun elbisen kadar,
Düşmesin yüreğin çamura,
Ve kirletmesin hayallerini dünya ...
Sadece kalsın yüzün kir pas içinde ...

5 Eylül 2011 Pazartesi

öylesine...

Karalamak geldi içimden,
İçimdekileri ne kadar yansıtır bu eller bilemeden...
Ruhum sanki sıkışıyor,
Beynim bir boşlukta ...
Bedenimse ruhuyla farklı diyarlarda...
Karamasarlık mı dökülür hep dillerden,
Yok mudur bir umut zamanı gelen?
Hayaller mi geç kaldı kurulmak için Yaşanması gereken,
Yoksa geç kalan aksine tükenen zaman mı?
Bitmek bilmeyen sorular mı cevaplarını bulamayan ?
Var mı bir yanıt karalanan satırlar ?
...