20 Şubat 2017 Pazartesi

Bir Çocuk…


Sabah günün aydınlanmasını beklemeden soğuk kaldırım taşı üzerinden dürtülerek uyandırıldı. Tıpkı ruhundaki sevgi dürtüleri tatmin olmadığı gibi uykusunu da alamadan uyanmıştı. Çünkü başkalarının duygularını sömürmesi gerekiyordu. Küçücük bedeni, yalvaran gözleri ile verdirtilmişti sokağa… üşüyordu ve açtı hem karnı hem de kalbi… Kendini tramvaya attı. Çocuktu ya biraz ısınacaktı,  hem de babalarına sarılan çocukları da görecekti…
Biri de sarılır mıydı ona? Kir pasak içindeydi olur muydu ki bu? Karnının sesi kulağına geliyordu… Kalbinin sesi daha da derindi hâlbuki… Birden içinde yaşadığı korku geldi aklına “Zindan Sahib’e akşam para götürmezse yiyeceği dayağın sesiydi bu. Hep bu korku bastırıyordu içindeki açlığı, sevgi yoksunluğunu, huzursuzluğu, mutluluk mutluluk mu o da neydi ki tanışamamıştı daha…
Evet, hayalindeki sahne tamda gözünün önündeydi bir baba kucağında bir çocuk, baba oğluna öyle sıkı sarılmıştı ve o kadar derin aşkla bakıyordu ki acaba bana da o aşktan azıcık verebilir mi diye düşündü koşarak tramvaydaki insanları itekleyerek hızlıca yanına gitti. Adam ve çocuğun önünde durdu. Hayaranlıkla izledi, kafasını yana yatırdı, gözleri doldu ve Adamın yanağını okşamaya başladı. Adam kucağında ki çocuğuna biraz daha sarıldı. Korkmakla acımak arasında gelip giden bir bakış aldı gözleri Adam’ın. Çaresizlikle boş vermişlik arasında kaldı Adam. Çocuk bir şeyler söylemesini sarılmasını bekliyordu. Gülümsedi çocuk belki amacına ulaşır diye ama olmadı. Birden neye uğradığını şaşırdı yaka paça dışarı atıldı.

Gülümsemesi yüzündeydi hala. Çünkü çocuğuna sıkıca sarılan bir babanın yanağını okşamıştı…  

29 Haziran 2015 Pazartesi

doğum gününde olmayan adama ...

Bugün mesela yoksun ya
Yani aslında varsında yoksun Şimdi düşünüyorum da içimde çok büyük bir eksiklikmiş bu varlıktaki yok oluşun …
Uzun zamandır böyle yara var derinlere gömmeye çalıştığım ama hep gömmeye çalıştığımda daha da acıyan daha da kanayan…
Çocukluğum geldi aklıma birlikte ailecek gittiğimiz lunapark, çarpışan otolar, pamuk şekeri, şen kahkahalarımız… İkinizin de bizden daha çocuk olması,
Atari için bizimle kapışman, Fatihin oyuncak arabasıyla ilk önce senin oynaman…
Canın sıkıldığında beni araman
Canım sıkılıyor benimde çok  ama arayamıyorum bi yerlerde misin? Görüyor musun beni, bizi?
Öyleyse bugün bir pasta alıp üflüyorum .
İyi ki doğdun hayatımdaki ilk erkek
İyi ki Doğdun Babam
Özledim büyük kelimeymiş…

ÖZLEDİM

19 Mayıs 2013 Pazar

Değişmek...


Herakleitos milattan önce bilmiş adamcağız " değişmeyen tek şey değişimin kendisi" dir diyerek günümüze açıklayıcı bir vecize sunmuş.

Hürmetler ediyorum kendisine!

Üç gün önceki bene şimdiki ben ters düşüyoruz. Aramızda kavga çıkıyor. Dördüncü gündeki ben ikisini de alt edip beşinci gündeki bene merhaba diyor. Kafamı kurcalıyor bu durum 

Acı çekmek mi  ? 
Gülmek mi ? 
Sevmek mi ? 
Nefret etmek mi ? 
Düşünmek mi? 
...
Yoksa tek sorumlusu tecrübeyi edindiren ZAMAN mı bunun sebebi ?

Değiştik be Herakleitos sen haklı çıktın!

Doğduk
Büyüdük
Acı çektik 
Sonra güldük 
Kayıplar verdik
Bir sonraki acı da daha gaddarız
Bir sonraki kahkahada daha şen 

Herakleitos sen haklıydın masum doğduk VE suçlu öldük!





10 Aralık 2012 Pazartesi

büyümüş mü ?

Küçük kız, cadı kız, cadaloz kız... , bugün büyüdüğünü anladı. Farkına varıyordu gizli gizli ama itiraf edemiyordu kendine ama bugün dahada çok anladı ve itiraf boyutunu aştı...


Bir yardım isteyen birine verdiği cevap alsında itirafıydı bugün.


Hasta anneme yardım edin lütfen diye gelen 40 yaşlarındaki kadın. Samimi olmak için soru sorar o zaman kadar kendini ufak sanan kıza okuyormusun ? kız aslında hayatına o kadar dolmuştur ki ve kendi çabası irdelemesi, iradesi, verdiği mücadele gözünün önüne gelir. Evet hem okuyorum hem eve bakıyorum der kadının yüzüne yumuşak ama ters bir cevapla ve kadın yüzünü önüne eğer çantasına parasını futursuzca yerleştirirken


Artık ona kocaman kız desinler.


Çok büyümüştür o yaptığı herşeyde vardır kendi izi... bunu anlamıştır.


Sonsuzluk Bilebildiğimizin Ötesidir !

Herşeyin bir sonu olduğuna inandığım bir yaşantıda,
Sonsuzluğun bilebildiğimizin ötesinde olması,
Küçük bir kız çocuğu edasıyla şu soruyu getiriyor aklıma,
BABA bildiğim herşeyin ötesinde misin ?


9 Şubat 2012 Perşembe

zakkum - anason

Gelen bir telefon dosttan şen kahkahalarla hafif kafa kıyaklığında
anılar telaffuzu siddetini arttırıken kahkahların
özledim seni ve çocukluğumu diyordu tam
o sırada açık olan radyodan dökülen melodiler

"Dokunsalar ağlayacaksın
Ama hiç dokunmuyorlar
Biçare bakan gözlerin bırak kanasın
Gücüne gitsin şarkılar

Anason kokarken sofralar
Yaşlandırıyor seni aynalar
Her geçen yıl birer birer masadan eksiliyor dostlar

Aklın ilk göz ağrısında
Hatırlıyor mu seni hala
Dikiş tutmayan bu büyük yara
Bazı geceler kanıyor hala

Anason kokarken sofralar
Yaşlandırıyor seni aynalar
Her geçen yıl birer birer masadan eksiliyor dostlar

Sessizce aktı gitti yıllar,
Seni hiç uyandırmadan,
Ve bir sabah uyandığında,
Kalmışsın tek başına. " (zakkum - anason)

ve Kahkahalar şiddet derecesini hıçkırıklara bırakır
Özledim seni diyen o ses ve bir çırpıda korkuyla gelen
cümleleri kurmaya da korkar ;
hep bunu dinlediğimde sen varsın aklımda
Ve benden önce o sofradan kalkma ihtimalin diye devam edemeyen
cümle...
....
'bilirim gidenlerle ölünmez ama kalanlarla yaşanmıyor '
...
ve artkk son bir dalga beklerim alıp beni de götürsün diye





10 Ekim 2011 Pazartesi

ufak bi tarif 250 gr seven bi kalbe ihtiyacı var :)

Mesela baksan gözlerime ve dursa zaman
Mesela paptyalardan fallar baksak
Ama hep seviyor çıksa
Mesela bir yağmur altında ıslanasak
Ama kalbimizin olduğu yerler sadece aşktan sılırsıklam olsa
Mesela hep gideriz ya hayatın götürdüğü yere
Bıraksak ya mesela kalbimizi
Gittiği yere bizi o götürse
...